Yine, Yeniden Triffin İkilemi
ABD Merkez Bankası'nın son dönemdeki faiz kararları ve küresel finans sisteminin kronik sorunu olan Triffin Çelişkisi, aslında madalyonun iki yüzü gibidir: Biri kısa vadeli para politikası istikrarını, diğeri ise bu sistemin yapısal sürdürülebilirliğini temsil eder.
Ocak 2026 itibarıyla FED, politika faizini %3,50 – %3,75 aralığında sabit tutma kararı alarak piyasalara "temkinli iyimserlik" mesajı vermiştir. Bu kararın temel nedenleri ve sonuçları şunlardır:
Enflasyon ve Büyüme Dengesi: FED, enflasyonun hedeflenen %2 seviyesine kalıcı olarak indiğinden emin olmak istiyor. Faizlerin sabit tutulması, ekonomiyi ne çok soğutmak ne de aşırı ısıtmak istemediklerini gösterir.
Doların Gücü: Faizlerin yüksek seyretmesi veya sabit kalması, ABD dolarının diğer para birimleri karşısında güçlü kalmasını sağlar. Bu durum, ABD için ithalatı ucuzlatarak enflasyonla mücadeleye yardımcı olur.
Küresel Etki: FED'in "pas" geçmesi, özellikle gelişmekte olan ülkelerin (Türkiye gibi) merkez bankalarına nefes aldırır. Ancak faizlerin hala nispeten yüksek olması, bu ülkelerden sermaye çıkış riskini canlı tutar.
Triffin Çelişkisi (Paradoksu)
1960'lı yıllarda Belçikalı iktisatçı Robert Triffin tarafından ortaya atılan bu çelişki, bir ulusal paranın (Dolar) aynı zamanda dünyanın "rezerv parası" olmasından kaynaklanan temel bir çatışmayı ifade eder.
Likidite İhtiyacı: Dünya ticaretinin dönmesi ve ülkelerin rezerv biriktirmesi için ABD'nin dünyaya sürekli dolar "ihraç etmesi" gerekir. Bu da ABD'nin sürekli cari açık vermesi demektir.
Güven Sorunu: ABD sürekli cari açık verip dünyaya dolar saçtıkça, bir noktadan sonra "Bu kadar doların bir karşılığı var mı?" sorusu doğar. Bu da dolara olan güveni sarsar ve rezerv para statüsünü tehlikeye atar.
Eğer FED piyasaya yeterli dolar sürmezse dünya ticareti daralır (deflasyonist baskı); çok fazla sürerse doların değeri ve güvenilirliği düşer (enflasyonist baskı).
Trump'ın az önce yana yakıla şikâyet ettiği FED'in dün faizi sabit tutması Triffin Çelişkisi'ni modern bir düzlemde yeniden canlandırıyor:
Sıkı Para Politikası ve Dolar Kıtlığı: FED faizleri yüksek tuttuğunda (veya indirimleri ertelediğinde), dünya piyasalarındaki dolarlar ABD'ye geri döner. Bu durum, küresel bir "dolar kıtlığına" yol açarak gelişmekte olan ülkelerin borç ödeme kapasitesini zorlar.
ABD'nin İçsel Hedefleri vs. Küresel Sorumluluk: FED, kararlarını alırken öncelikle ABD enflasyonuna ve istihdamına bakar. Ancak aldığı kararlar tüm dünyayı etkiler. İşte çelişki tam buradadır: Fed kendi ekonomisini kurtarmaya çalışırken, dünyanın geri kalanında likidite krizine neden olabilir.
Bugün dünya, sadece doların değil, Euro ve Yuan gibi diğer paraların da sahneye çıktığı "Çok Kutuplu Bir Rezerv Sistemi" tartışmalarının içindedir. Ancak hala küresel ticaretin %80'den fazlası dolarla döndüğü için, Fed'in faizi sabit tutması bile Triffin'in bahsettiği o hassas dengenin (likidite vs. güven) ne kadar kırılgan olduğunu bize hatırlatmaktadır.
ABD Merkez Bankası'nın son dönemdeki faiz kararları ve küresel finans sisteminin kronik sorunu olan Triffin Çelişkisi, aslında madalyonun iki yüzü gibidir: Biri kısa vadeli para politikası istikrarını, diğeri ise bu sistemin yapısal sürdürülebilirliğini temsil eder.
Ocak 2026 itibarıyla FED, politika faizini %3,50 – %3,75 aralığında sabit tutma kararı alarak piyasalara "temkinli iyimserlik" mesajı vermiştir. Bu kararın temel nedenleri ve sonuçları şunlardır:
Enflasyon ve Büyüme Dengesi: FED, enflasyonun hedeflenen %2 seviyesine kalıcı olarak indiğinden emin olmak istiyor. Faizlerin sabit tutulması, ekonomiyi ne çok soğutmak ne de aşırı ısıtmak istemediklerini gösterir.
Doların Gücü: Faizlerin yüksek seyretmesi veya sabit kalması, ABD dolarının diğer para birimleri karşısında güçlü kalmasını sağlar. Bu durum, ABD için ithalatı ucuzlatarak enflasyonla mücadeleye yardımcı olur.
Küresel Etki: FED'in "pas" geçmesi, özellikle gelişmekte olan ülkelerin (Türkiye gibi) merkez bankalarına nefes aldırır. Ancak faizlerin hala nispeten yüksek olması, bu ülkelerden sermaye çıkış riskini canlı tutar.
Triffin Çelişkisi (Paradoksu)
1960'lı yıllarda Belçikalı iktisatçı Robert Triffin tarafından ortaya atılan bu çelişki, bir ulusal paranın (Dolar) aynı zamanda dünyanın "rezerv parası" olmasından kaynaklanan temel bir çatışmayı ifade eder.
Likidite İhtiyacı: Dünya ticaretinin dönmesi ve ülkelerin rezerv biriktirmesi için ABD'nin dünyaya sürekli dolar "ihraç etmesi" gerekir. Bu da ABD'nin sürekli cari açık vermesi demektir.
Güven Sorunu: ABD sürekli cari açık verip dünyaya dolar saçtıkça, bir noktadan sonra "Bu kadar doların bir karşılığı var mı?" sorusu doğar. Bu da dolara olan güveni sarsar ve rezerv para statüsünü tehlikeye atar.
Eğer FED piyasaya yeterli dolar sürmezse dünya ticareti daralır (deflasyonist baskı); çok fazla sürerse doların değeri ve güvenilirliği düşer (enflasyonist baskı).
Trump'ın az önce yana yakıla şikâyet ettiği FED'in dün faizi sabit tutması Triffin Çelişkisi'ni modern bir düzlemde yeniden canlandırıyor:
Sıkı Para Politikası ve Dolar Kıtlığı: FED faizleri yüksek tuttuğunda (veya indirimleri ertelediğinde), dünya piyasalarındaki dolarlar ABD'ye geri döner. Bu durum, küresel bir "dolar kıtlığına" yol açarak gelişmekte olan ülkelerin borç ödeme kapasitesini zorlar.
ABD'nin İçsel Hedefleri vs. Küresel Sorumluluk: FED, kararlarını alırken öncelikle ABD enflasyonuna ve istihdamına bakar. Ancak aldığı kararlar tüm dünyayı etkiler. İşte çelişki tam buradadır: Fed kendi ekonomisini kurtarmaya çalışırken, dünyanın geri kalanında likidite krizine neden olabilir.
Bugün dünya, sadece doların değil, Euro ve Yuan gibi diğer paraların da sahneye çıktığı "Çok Kutuplu Bir Rezerv Sistemi" tartışmalarının içindedir. Ancak hala küresel ticaretin %80'den fazlası dolarla döndüğü için, Fed'in faizi sabit tutması bile Triffin'in bahsettiği o hassas dengenin (likidite vs. güven) ne kadar kırılgan olduğunu bize hatırlatmaktadır.
Exención de responsabilidad
La información y las publicaciones no constituyen, ni deben considerarse como asesoramiento o recomendaciones financieras, de inversión, de trading o de otro tipo proporcionadas o respaldadas por TradingView. Más información en Condiciones de uso.
Exención de responsabilidad
La información y las publicaciones no constituyen, ni deben considerarse como asesoramiento o recomendaciones financieras, de inversión, de trading o de otro tipo proporcionadas o respaldadas por TradingView. Más información en Condiciones de uso.
